Bezm-i Elest'de Kalmış Bir Ruhum; Yarım ve Kusurlu...

Bir akşam, balkonda yıldızları seyrederken durdum gama...

Vardım. Varlığımı kavrayamayacak kadar da hamdım. Dünyadaydım ama dünyadan değildim. Âdem'in çocuğuydum, Havva'dan bihaberdim. Kâinat tüm düzensizliklere inat düzendeydi yine de yerini bilmeyen bir bendim; ne düzendeydim ne düzen bendim. 

Sahi içime bunca şairi, bunca filozofu yerleştiren kimdi?



Tabiatını asi kısraklardan alan ruhum başlattı bu fısıltıyı. Önce var edeni sevdi sonra var olmayı, ikisinin özünde varlığı...

Gökyüzünde kuşlara gönül verdi, ilelebet hür diye; yeryüzünde çiçeklere sevdalıydı, toprağına kökü ile bağlı diye. Seherin serinliğine, öğlenin sıcağına, ikindinin esen yeline, akşamın karanlığına, yatsının makamına aitti.

İnanca ve iradeye tutkundu. İçinde bitmez tükenmez bir muhabbet beslerdi, iki insanın birbirine katı bir cisimdeki iki atom kadar yakın olacağını sanırdı.

Şimdi içinde, yaşadığı zamana teslim olmayan; yaşadığı mekana da ait olamayan birinden yadigar, büyük bir boşluk var! 

İnsan olmanın getirisi diyorlar, doğrudur. Buraya ait değilmiş. Bu aidiyet duygusuyla, ait olmadığımız bir evrende, kendini sağa sola yamıyor o vakit. Belli ki bunca kimlik kargaşası da bu yüzden. Tüm vücut hücrelerinden süzülüyor hisler; yalnız, yarım ve kusurlu...

Tanrı'nın kelamında geçtiği gibi, dağların kabullenmediği bu yaşamak yükünü sırtlandı ve bir kambur gibi taşıyor üzerinde. Üstelik hiç bilmediği coğrafyalarda, görmediği evlerde, tanımadığı insanlarla birlikte...



 Eskiden savaşçıydın, ey kasvetli ruh, hey hat,
Mahmuzuyla coştuğun o Umut, buna rağmen
Süvarin değil artık! Yat utanca düşmeden,
Ha bire tökezleyen zavallı ihtiyar at.

Kalbim, boyun ey, katlan; hayvanca uykuna yat.

Mağlup ve kötürüm ruh! Üçkâğıtçı ihtiyar,
Ne aşkın, ne savaşın tadı var senin için;
Hoşça kal boru sesi, ezgisi flütlerin!
Küskün bir kalbi artık ayartmayın, arzular!

Kokusunu kaybetti o güzelim ilkbahar!

Vücut nasıl donarsa içinde sonsuz karın,
Bak, her an, her saniye beni yutuyor Zaman;
Şu yuvarlak küreye bakıyorum yukardan,
Meraklısı değilim sefil sığınakların.

Ey çığ, al beni götür, içerisinde karların!


Charles Baudelaire - Hiçliğin Zevki 


👂 Candan Erçetin - Parçalandım 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İnsana Muhabbet Duydum Duyalı...

Başka Bir Âlemde Var Olma Konforu; Ölüm