Başka Bir Âlemde Var Olma Konforu; Ölüm

Bedenin ölümü kesin hükümlerle belliyken, ruhun ölümü muammadır. Beden dünyada yaşam olanağı bulur; ruh her iki cihanda. 

Misal tababet ilmi, insanın beyin ölümü gerçekleştiğinde öldüğünü söylüyor; fizikokimya ise entropisi sıfır olduğunda, bir nevi vücudundaki kimyasal tepkimeleri yürütecek enerjisi kalmadığında. 

Lâkin yazarlara göre insan unutulduğu gün ölür. Filozoflara göre felsefe yapmayı göze alan kişi zaten ölmüştür. Yahya Kemal, insanın hayal ettiği müddetçe yaşadığını söyler, belki de hayali olmayan kişi çoktan ölmüştür. 

Ölüm ardıma düşüp de yorulma.
Var git ölüm, bir zaman da gene gel.
Akıbet alırsın, komazsın beni.
Var git ölüm, bir zaman da gene gel!

Karacaoğlan



İnsan kimliğinde ölüm...

Beş-altı yaşlarında, okul çağında bile değilken anlamlandırmaya çalıştım ölümü. Küçüktüm fakat ağlamak yabancı değildi. İnsanları bu kadar ağlatan "ölüm" olarak adlandırdıkları, insanları birbirinden ayıran o hâli düşündüm. Korkum içime sindi, sindi de anladım; her  şeyin zıddını var ettiği gibi yaşam ölümü, kavuşmak ayrılığı var etmişti. 

Ayrılık, o küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

Şükrü Erbaş


Dedim ya beş-altı yaşındaydım. Ölümü düşünmek için  henüz "çok" küçüktüm. Televizyona baktığım bir anda babamdan duydum şu sözü: "Allahım iyi ki ayrılığı yaratmışsın." İnsanların yıllarca ağladığı duyguya insan neden şükür eder, bir türlü anlayamadım.



Sahiden ölüm baştan aşağıya acı mıydı, neydi bu ölüm?

Çocukken korkulan, gençken anlamlandırılan, bütün tutkular bittiğinde arzulanan; ölüm. Peygamberi(s.a.v) Hira'ya çıkaran, İsa'yı çarmıhta bırakan, İbrahim'e Nemrut'un ateşine inat gül bahçesinde sunulan; ölüm. 

Karacaoğlan'ın ötelediği, Rumî'nin kavuşmakla nitelendirdiği, Erdem Bayazıt'ın kalemiyle Einstein'ın İzafiyet Teorisini işaret ettiği; ölüm.


Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm.
Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm?

Erdem Bayazıt  
                                                                                     
Ayrılığının zıddı bir kavuşmayla, Bezm-i Elest'de sevdiğimiz ruhlarla yan yana olduğumuz gün, insanın bedeniyle dünyadan göçerken ruhuyla başka bir âlemde var olduğu gerçeği; ölüm. Tıpkı Neşet Ertaş'ın Yolcu türküsünde: "İnsan ölür amma ruhu ölmez." diyerek bedenin fani, ruhun bâki olduğunu dile getirdiği gibi.

Yunus öldü deyu salâ verirler;
Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez.

Yunus Emre
 

Bugün Ahmet Erhan'a özenip ölümü düşündüm, şükür ki yirmi değil yirmi beş yaşındayken üstelik hayat, onun abarttığı kadar da güzel değilken. 


Bugün oturdum, ölümü düşündüm;
Yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken.

Ahmet Erhan


*Yazıda neden bu kadar şair var diyecekler çünkü "İnsan unutulduğu gün ölür." 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bezm-i Elest'de Kalmış Bir Ruhum; Yarım ve Kusurlu...

İnsana Muhabbet Duydum Duyalı...